Hayatta sevdiğin zamanları anımsa klişeler eskiden özel ve mutluydu her şeyin yeri ayrı köy köyde şehir şehirdeydi, şehir de güzeldi şehir de hayaldi o zaman, sonra küreselleşti dünya anlamını yitirdi bazı şeyler modası geçti…
Yediğin şekerin tadı bir başkaydı zeytin peynir hep bir başkaydı çünkü azdı yoktu büyüdün marketlerde çeşit çeşit şekerler yemiyorsun şimdi kaygıların var çeşit çeşit kaygılar yoksulluğumuzun sofrasında mercimek bulgur sevilmezdi ne oldu da tatsız gelen yemekleri şimdi sever oldun…
En çok ekmek pişerdi hatırla koca çuval unları buğday arpa ambarlarını… aslında çocukluğun buğdayın ekmeğin varlığına borçlu esmer buğdayı sevmezdin hani fakirlik buğdayı değirmende öğütüldükten sonra yapılan emeği yemekti, o zamanlar sevmedin fabrikasyon unlar kıymetliydi. Şimdi ne oldu da en pahalı ambalajlarda sıraya giriyorsun esmer buğday için anımsa çocukluğunla birlikte yitirdiklerini çok çok üşürdün kışları üstünde montun yoktu ,çünkü lastik çizmeyi keşfedenin kimyadan haberi olmasa gerek ayağın donardı şimdiki ağrılarını belki de o çizmelere borçlusun üşürdün kemiklerin sızlardı soğuktan ,ama odun sobasının o tatlı sıcağı yok mu işte o tüm soğuk tüm o üşüme bunun içindi belki hayatın soba ile duvar arasındaki o kutsal bölge için kardeşlerinle mücadele etmekti sobada kavrulan kavun çekirdeği, patlayan palamut, sobanın üstünde coslayan çayın damlaları, mercimek çorbası…
O hayattan kurtulmak istedin hayal ettin dua ettin kurtuldun anımsa mutsuz muydun o zaman hayaller de güzeldi şimdi var olduğun kendini düşlerdin şimdiden çok farklı şimdiden bambaşka çocukken hayal ettiğin yetişkinliğin çocuksuluğun yarattığı mükemmelikti olabildin mi kendinden eksildin her daim dost edindin dost kaybettin eksildin ,sevdin sevildin ,unuttun unutuldun eksildin hayatına kattığın ne varsa seni biraz daha eksiltti çocuksu hayallerindeki yetişkin sen değilsin anımsa onu arttırmış onu mükemmelleştirmiştin çocukluğun üzerine türlü şeyler eklemiştin oysa sen eksilmiş bir cocuksun sadece senin büyüklüğün bu…
Anımsa yokluktaki varlığını anımsa ikinci el kıyafetler içinde kendine uydurabileceğin kıyafet aramaktaki heyecanın hani büyüdün zamanını satıyorsun yeni kıyafetler için ve yeni kıyafetlerini eskitiyorsun satılık zamanlarında sen yoksun sana ait olan ne var…
Kendini akışa bıraktığın çocukluğunda güneşten kaçınmaz yazdan, kıştan, hastalıktan ,kaygıdan ve ait olmaktan dünyaya, ölümden, yaşamdan her şeyden bi-haber sokaklar senin, boncuklar senin, ipler senin, kuru ekmek tatlı ve senin oysa şimdi nesin kendinden bile bıkkın kendi ile kavgalı…
Yalnızlıktan korkarsın anımsa yalnızlık yok kafanda sesler kalbinde sızı yoktu.Tokat yer boğazın düğümlenir ağlardın geçerdi şimdi ağlayamazsın, ağlarsın geçmez kendin benliğinle bir düğümsün ve sıkıştın hayatına…
Anımsa karanlığın içinden seni kovalamayan canavarladan kuruluşundaki zaferin tadını şimdi koşar adımların yok kaçışlarda, ama o canavarlar gerçek o cavarlar soyut, o canavarlar somut ve her yanından içinden dışından sana gelir seni kovalar seni yıpratır seni üzerler neden zaferin tadını unuttun koşsan belki işe yarardı sen eksik bir cocuksun ve koşmayı da bilmezsin…

